Bir Zeit Üniversitesi Yaz Kampı (26 Temmuz- 7 Ağustos 2007)

Birzeit Üniversitesi 2007 Uluslararası Yaz Kampını gururla sunar:



Birzeit Üniversitesi, 1981′den beri her yıl düzenlediği bu iki haftalık kampta, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilere, okullar, belediyeler ve sivil toplum örgütlerinde gönüllü projelerde, Filistinli öğrencilerle birlikte çalışma imkanı sağlıyor. Katılımcılar Batı Şeria ve Gazze’de birçok bölgeyi ziyaret etmenin yanı sıra kültürel ve sosyal etkinliklere katılma şansı da buluyor.
Bu seneki kamp programında, kültürel alışverişi desteklemek amacıyla, gönüllü çalışmalar; Filistin köylerine, kentlerine ve mülteci kamplarına ziyaretler; Filistinli aileler, siyasi liderler, kanaat önderleri, akademisyenler ve Filistinli üniversite öğrencileriyle tanışma olanakları şeklinde belirlenmiştir.

Aşağıda genel faaliyet programını bulabilirsiniz. Detaylı program çalışma kampının başlamasından en az iki hafta önce yayınlanacaktır. Başvuru formunu doldurarak on-line başvuruda bulunabilirsiniz.
Daha fazla bilgi için :

Ghada El-Omare
Toplumsal Çalışmalar Program Koordinatörü
Öğrenci İşleri Ofisi
Tel/Faks: +972 2 298 2086
E-mail: gomare@birzeit.edu

GENEL PROGRAM

Birzeit Üniversitesi 2007 Uluslararası Yaz Çalışma Kampı aşağıdaki faaliyetleri içerecektir:
1. Belirlenen toplulukların ihtiyaçlarına bağlı olarak ağaç dikme, temizlik, inşaat gibi işleri içeren gönüllü çalışmalar
2. Çeşitli Filistin kentleri, köyleri ve mülteci kamplarına ziyaretler
3. Filistinli siyasetçi ve kanaat önderleriyle toplantı ve konferanslar
4. Resmi ve sivil kuruluşlara ziyaretler
5. Film, dans ve müzik performansları gibi kültürel faaliyetler
6. Kamp Ateşi Gecesi – Üniversite kamp alanında Filistin’de yaşam ve kültür üzerine dersleri de içeren bir dizi gece faaliyeti.

KAYIT ÜCRETİ
Konaklama, yeme- içme ve Batı Şeria içindeki seyahat masrafları dahil olmak üzere katılımcı başına 200 $’dır. Yukarıda belirtilen tüm aktiviteler bu ücrete dahildir. Özel faaliyetler için cüzzi miktarda ekstra ücret talep edilebilir. Kayıt ücreti, kamp alanına gelindiğinde verilecektir.

KAMP YERİ VE EK BİLGİLER

Kampın çoğu Bizeit Üniversitesi Kampüsünde özel olarak ayrılmış bir açık alanda gerçekleşecektir. Katılımcılar kamp alanındaki çadırlarda kalacaklardır. Katılımcıların kendi uyku tulumlarını getirmeleri gerekmektedir. Farklı şehirlerdeki konaklama şartları seyahat zamanına göre belirlenecektir.
Birzeit Üniversitesi, Birzeit kentine yürüme mesafesinde (10-15 dakika) yer almaktadır. Bölgede küçük restoranlar, mağazalar ve diğer gerekli hizmetler bulunmaktadır. Üniversite öğrencilerinin bir kısmı da burada yaşamaktadır.
Günün programına göre kampta üç öğün yemek verilecektir. Kamp alanında kaldıkları zamanlarda yemek katılımcılar tarafından ortaklaşa hazırlanacaktır.
Gündüz havanın çok sıcak, geceleriyse çok soğuk düşük olabildiğini dikkate alarak uygun giysiler getirilmesi gerekmektedir.
Tüm katılımcıların kamp alanının temizlik ve bakımına katkıda bulunması beklenmektedir. Ayrıca katılımcıların Birzeit Üniversitesi ve ziyaret edilecek çeşitli topluluklar dahilinde genel davranış kurallarına uyması beklenmektedir.
Bir Zeit Üniversitesi’ne Ramallah şehir merkezinden sefer yapan dolmuşlarla 15 dakikada ulaşılabilir.
Kamp dili İngilizce’dir. Tüm katılımcıların en az orta düzeyde İngilizce bilmeleri beklenmektedir.
Tüm sorularınız ve detaylı bilgi için: Gomare@birzeit.edu
*Kaynak: http://www.birzeit.edu/anouncements/news-d?news_id=194562

Çeviren: Aslıhan Kış

Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı Öğrencisi

Ramallah ve El-Bireh


Ramallah (Arapçada “Allah’ın Dağı” anlamına gelir – 860 m yüksekliğe sahiptir) ve El-Bireh (‘bir Arapçada “iyi” anlamına gelmektedir) bir zamanlar iki ayrı kasaba iken, bir araya gelerek 60,000’i aşan nüfusa sahip bir alan oluşturmuşlardır; bugün tüm Ramallah bölgesinde 200,000’den fazla kişi yaşamaktadır. Aralık 1995’te Filistin Yönetimi’nin göreve başlamasından bu yana, bölge Kalandiya mülteci kampınn girişinin yanındaki kalıcı İsrail askeri denetim noktası (İbranice machsom) olmuştur. Kalandiya’daki bu denetim noktası İsrail sömürgeleştirmesini en ince ayrıntısına kadar gözlemek için ideal bir noktadır.

Kuzeyde: Kalandiya mülteci kampı, Batıda Ürdünlü yetkililer tarafından inşa edilmiş olan Kudüs havalimanı bulunur. 1989 yılında ilk İntifada’nın başlangıcına kadar burası uluslar arası uçuşa açıktı. Kudüs’ün güneyindeki Ma’ale Adumim yerleşim bölgesine yeni bir havalimanı inşa edilecektir. Uçuş pistinin bitişiğinde bir otoban (45/443) vardır, bu otoban Oslo Anlaşması yıllarının başlarında Rabin hükümetinin onayıyla önemli ölçüde Amerikan ödenekleriyle 3 milyar $’a malolmuş bir otoban sisteminin bir parçasıdır. Batı Kıyı Şeridi’ni keserek Tel Aviv’le Ürdün Vadisi’ni birbirine bağlar; Batı Kıyı Şeridi’nden giden yollar yalnızca yerleşke bölgesinde yaşayan İsrailliler içindir. 2003 yılında Givat Ze’ev’den Kudüs’e Atarot üzerinden giden kısmın 27 milyon $’a malolduğu, ve yolun tamamının 330 milyon $’a malolacağı belirlenmiştir.

Doğuda: 45numaralı yol Ramallah’ın doğusundaki Adam, Kochav Ya’akov, Tel Zion (Kalandiya’ya doğru hızla yayılmaktadır), Psagot (Al-Bireh-Ramallah’ın kentsel alalarındaki yerleşke kuleleri), Beit El, Mikhmas Mahallesi, ve Almon gibi yerleşke bölgelerinin demografik ve ekonomik gelişmeleri için hayati önem taşır. Tüm bu yerleşkeler 2004 yılında resmiyete dökülen İsrail’in Kudüs bölgesi tanımını oluşturan büyük bir idari plan olan “Daha Büyük Kudüs” planının ayrılmaz parçalarıdır.

Sha’arei Binyamin sanayi bölgesi Peres Barış Merkezi tarafından CBIZ (sınırlar arası sanayi bölgeleri) için planlanan birçok sanayi bölgesinden biridir. Bölge (ve yakınlardaki Mishor Adumim, Tulkarem, Barkan, Ariel gibi diğerleri) birçok işlevi yerine getirir: ekonomik etkinlik için bir merkez oluşturarak yakınlardaki yerleşimlerdeki ekonomik, demografik ve coğrafi büyümeyi harekete geçirir; Filistinliler için düşük gelirli işlerin kaynağıdır, bu nedenle İsraillilere bağımlılığı arttırır (bir yandan da iş aktivitesi ve çalışma alanı olarak Ramallah’la rekabet eder ve onu olumsuz yönde etkiler), ve aynı zamanda İsrail’in çevreyi en çok kirleten sanayi alanlarını (alüminyum, plastic, kimyasal ürünler fabrikaları, mezbahalar ve et paketleme atölyeleri gibi) Batı Şeridine ve “Büyük Kudüs”e taşımış olur. “Büyük Kudüs”ün ayrılmaz bir parçası olarak planlanan bu sanayi bölgesi “Benjamin’in Kapısı” adını İncil’deki Benjamin kabilesinin asıl bölgesi olmasına bir atıf olarak almıştır.

Tel Zion 30,000 aşırı Ortodoks Yahudi’nin yaşaması için planlanan bu “Büyük Kudüs” isimli “kutsal” bölgedeki yeni şehir yerleşimlerinden biridir. Israil, Kochav Ya’akov –Büyük İsrail’in parçası olduğu iddia edilen “Gush Emunim”den 3000 dindar milliyetçinin yaşadığı bir yerleşke bölgesi- Judaea ve Samaria’nın “doğal genişlemesi”nden gurur duyar, Tel Zion’dakiler Kudüs’ün kutsallar kutsalı olduğunu düşünenlere gore aşırı ortodoks olduğundan, Tel Zion ve Kudüs’ün “eruv” adı verilen dini alanları birbirini bağlamaya yarayan ince ve yüksek telle çevrelenmesi, kadınların Sebt günlerinde çocuklarını arabalarında gezdirmelerini mümkün kılar.

Diğer özerk Filistin şehirleriyle aynı kentsel büyümeyi gerçekleştirmiş olsa da, Ramallah’ın gelişimi özellikle kültürel ve sosyal açıdan dikkat çekicidir. 1967 yılındaki istilasından once, şehir yaz boyu serin olması, temiz havası, kültürel hayatı ve kafeleriyle en sevilen yazlık tatil bölgelerinden biriydi.

Ramallah’ın tarihi ilk olarak on altıncı yüzyılda, Karak’tan (Ürdün) gelen Hıristiyan Rashid kabilesinin buraya yerleşmeiyle yazılmıştır. Bölge uzun bir süre yalnızca bir tarım kasabası olarak kalmıştır. El-Bireh’in kökenleri daha eskiye dayanır, Beroth’un Canaanite şehrinde izlerine rastlanmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren Ramallah’ın önemi hızla artmaya başlar: 1902 yılında, bölgenin yönetim merkezi oldu, 1910 yılında ise, resmi bir yerel idare olduğu açıklanır.

1948 (Nakba) trajedisinin ardından, Ramallah ve el-Bireh şehirleri bir inşaat patlaması yaşadılar. 1967 yılındaki istiladan beri, bu bölgedeki direniş güçlü olmuştur. 1980 Mayıs ayında, Ramallah valise Karim Khalaf ve al-Bireh ile Nablus’un valileri, işgalcilerin İsrail ordusunun yardımıyla arabalarına yerleştirdikleri bombaların kurbanı oldular. Ramallah valisi bir ayağını kaybetti ve bir bacağı felç oldu; Nablus valisi ise her iki bacağını kaybetti; el-Bireh valisi ise özel aracını bir süre kullanamadı. 1982 yılında, üçü de İsrail yönetimiyle işbirliği yapmayı reddettikleri ve “halkı ayaklanmaya kışkırttıkları” gerekçesiyle azledildi. 1982 ile 1986 yılları arasında, iki belediye arasındaki ilişkiler, İsrailli bir yönetici tarafından idare edildi.

Görevdeki yetkililerin yeterince ilgilenmediği halkın ihtiyaçları için yerel komiteler ve dernekler arasında sıkı örülmüş bir iletişim ağı oluşturuldu. Bu gruplar ve diğer sivil toplum kuruluşları varolanların yanısıra Filistin Yönetimi’nin 1995 yılında göreve başlamasının ardından gitgide arttı: Filistin parlamentosu burada toplanır ve birçok bakanlığın ofisi buradadır, yeni yapılmakta olan henüz tamamlanmamış Filistin Yasama Kurulu binası Doğu Kudüs’te Duvar’ın bitişiğindeki Abu Dis kenar mahallesinde inşa edilmiştir, İsrail tarafından yeni bir yerleşke birimi (Kidmat Zion) ve bir Filistin Doğu Şeridi oteli eklenmiştir.

Görülecek Yerler

Ramallah lokantalar, kafeler, ve kültürel etkinliklerle dolu olsa da, pek fazla tarihi alan barındırmaz. Bununla birlikte, etrafında bölge tarihi açıdan zengindir, bu da Ramallah’ı günübirlik geziler için ideal bir üs yapar. Aşağıda ziyaretçilerin görebileceği yakındaki alan ve köylerin bir listesi vardır.

Beitin

Beitin köyü el-Bireh dolaylarındadır, ondan yalnızca büyük bir İsrail askeri kampıyla ayrılır. Beitin şu anda Ramallah yakınında bir iskan bölgesi, fakat bir zamanlar dini açıdan önem taşıyan gelişmiş bir şehirdi. Arkeologlar, Bakır Çağı’nın başlarında, burada insan sürülerinin yaşadığına dair bulgular elde etmişlerdir. İ.Ö. 3200 dolaylarında, Bakır Çağı’nın başlangıcında, Canaanite malları için sık sık hayvan kurban edilirdi.

Tel et-Tal (Ai – ya da Tourmos Aya)

Doğudaki çorak tepeler ile batıdaki zeytin koruları arasında, İ.Ö. üçüncü yüzyılın başlarında büyük bir Canaanite şehir devleti (10 hektarlık) gelişmiştir. Sağlam bir duvarla çevrelenmiş bu şehir, Bronz Çağı kent merkezine dair tüm özellikleri taşıyordu : bir yerleşim bölgesi, zanaat endüstrisi için bir alan, bir saray ve bir tapınak.

Taybeh

Taybeh çoğunluğu Hıristiyan olan 1200 kişilik bir köydür. Eski Ahit’te Ophra, Yeni Ahit’te ise Ephraim olarak sözü edilir. Nadim Khoury burada 1995 yılında Taybeh Bira Üretim Şirketi’ni kurdu, bu şirket Orta Doğu’daki tek bira firmasıdır ( 02-289 8868 ya da 02-289 9293; www.taybehbeer.net, fabrikaya gezi turları vardır).

Jalazone Mülteci Kampı

UNRWA ofisi, Mahmud al-Atharbeh, 02-281 0874.

1949 yılında Ramallah’a 7 kilometre uzaklıktaki kayalıklara kurulmuş olan Jalazone Mülteci Kampı 8,000’in üzerinde mülteci barındırır, bu mültecilerin büyük çoğunluğu Lydd ve Ramle şehirlerinden ve Filistin’in merkezindeki köylerden gelmektedirler.

Jifna

Belediye Meclisi, 02-281 1073.

Helenistik dönemin sonunda, Jifna “küçük şehir” olarak anılmaya başlamıştı; Madaba Haritasında “Gofna” olarak görünüyordu. Günümüzde, Jifna Hıristiyan çoğunluğa sahip küçük bir kasabadır, her yıl düzenlenen kayısı festivaliyle meşhurdur (1-15 Mayıs). Ayrıca bir müzesi ve sergileri de vardır (02-281 0801/2).

Birzeit

Birzeit kasabası (Birzeit Üniversitesi kampüsüne 2 km uzaklıkta) üniversiteye olan yakınlığı dolayısıyla çok hayat dolu bir yerdir. Üniversitenin Arkeoloji Bölümü kasabanın merkezinde yer almaktadır, küçük bir arkeoloji müzesini ziyaret imkanı sunar (Pazar-Perşembe günleri arasında, 9:00-14:30; 02-298 2000). Birzeit aynı zamanda her yaz düzenlenen uluslararası müzik festivaliyle de ünlüdür (al-Asqa İntifadasının başlamasıyla birlikte iptal edilmiştir).

Shuqba Mağaraları

Ramallah’ın 15 km kuzeybatısındadır. Belediye meclisi başkanı Adam Shallah’ın telefon numarası: 02-248 4201. Natouf Vadisi’nin kuzey yanında tarihöncesi mağaralar bulunmaktadır. Mağaraları ziyaret etmek için yanınızda bir fener getirin.

Ras Karkar

Belediye Meclisi, Rezek Nofal, 059-798 660.

Bani Harith Shamaliyeh’in 18. yüzyılda inşa edilmiş olan evi, burada 2430 metrekarenin üzerinde alanı kaplamaktadır.

Qibya

Ramallah’ın batısında yok edilmiş bir kasabadır. Qibya katlima 14 Ekim 1953 tarihinde gerçekleşti, Ariel Şaron tarafından yönetilmekte olan İsrail askeri güçleri Ürdün kontrolündeki bu kasabaya saldırdı.

Amwas, Yalou, ve Beit Nouba

1967 yılında, yaklaşık 12,000 kişi Amwas, Yalou, ve Beit Nouba kasabalarında yaşıyordu. 11 Haziran tarihinde bu üç komşu kasabadaki evler Yitzhak Rabin’in emrindeki, silahlı İsrail güçleri tarafından boşaltıldı, ve insanlar Ramallah’a kaçmaya zorlandı. Üç kasabadaki her şey sistemli olarak dinamitlendi ve üzerlerinden buldozerle geçildi: Yalou’da yaklaşık 539 ev, Beit Nouba’da 550 ev ve Amwas’ta 375 ev yok edildi.

Çeviren: Duygu Dölek
Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı

Daha fazla bilgi için:

http://en.wikipedia.org/wiki/Ramallah

http://www.prc.org.uk/palestine%2048/ramallah.html

http://www.alkasaba.org/fistival/index.html

http://www.sakakini.org/

http://www.sirreyeh.org/frg.html

http://www.ramallahonline.com/

Filistin Şehirleri Arasındaki Uzaklıklar



Batı Şeria & Gazze Şeridi: Kudüs – Ramallah – El Halıl – Cenin –Erıha -Beytüllahim – Nablus–Tulkarim–Kalkilya– Gazze– Khan Yunus.

1948 şehirleri: Yafa – Hayfa – Akre – Nasıra – Bier Şev’a – Bisan – Safad – Lud – El-Ramlah – Aşdud

Kudüs

Kudüs

El Halil

34

El-Halil

Eriha

38

70

Eriha

Beytüllhim

13

24

47

Beytüllahim

Beit Sahour

14

26

49

1.5

Beit Sahour

Beit Jala

14

25

38

2

3

Beit Jala

Ramallah

19

54

37/31

30

32

31

Ramallah

Nablus

67

101

70

77

79

78

50

Nablus

Cenin

112

143

109

122

124

123

93

43

Cenin

Tulkarim

99

134

99

111

113

112

80

29

52

Tulkarim

Kalkilya

102

146

102

122

124

123

84

32

63

34

Kalkilya

Gazze

97

95

135

118

120

119

101

149

192

179

183

Gazze

Rafah

128

125

166

148

150

149

130

180

223

210

214

30

Rafah

Khan Yunus

120

116

158

139

141

140

122

172

215

202

206

21

7

Khan Yunus

Deir El Ballah

112

107

150

130

132

131

114

164

207

194

198

12

17

9

Deir El Ballah

Ramallah ve Jalazone Kampi

29 Temmuz 2006, Ramallah

Ahmad’la Birlikte Kültürel İncelemeler Bölümü’ne gidiyoruz ve bir derse girmek için izin alıyoruz. Konu: Çağdaş Arap Düşüncesi. Ders Arapça işleniyor ama daha çok genel ortamı merak ettiğimden benim için fark etmiyor. Kız öğrencilerin bazıları örtülü bazıları değil, erkek-kız karışık oturuyorlar. Hoca, bir konuyu tartışmaya açıyor ve herkes konudaki fikrini söylüyor. İlgi ve katılım yüksek, ve yabancı olduğumuz aşikar olduğu halde kimse dönüp bakmıyor. Buna şaşırıyorum çünkü diğer Arap ülkelerinde durum çok farklı. Örneğin Ürdün’de ya da Suriye’de sokakta bir bayan olarak tek başına yürümek çok zor, çünkü hem sözle hem de bakışlarla sürekli rahatsız ediliyorsunuz erkekler tarafından. ‘Batılı’ kadınlara karşı kalıplaşmış bir bakış açısı var maalesef, benim gibi Müslüman olup Arapça bilemeyenleri, ‘batılı’ görünenleri ise hiç anlamıyorlar. Batı Şeria’da ise turist yok. Oradaki tüm yabancılar okumak için ya da yardım için orada bulunuyorlar ve belki de bu yüzden yaklaşım çok farklı, saygılı ve samimi. Tabii Filistinlier’in eğitim ve kültür düzeylerinin fevkalade yüksek olmasının da payını unutmamak lazım.

Dersten sonra öğle yemeği için kafeteryaya gidiyoruz. Yemekler bizimkilere çok benziyor, ama daha çok sebze ağırlıklı. Sabahları bizim gibi simit ve tost yiyorlar ama simitleri bizimkilerin dört katı büyüklüğünde. Simitin arasına kaşar ve mantar koyarak tost yapılıyor ve yanında Türk kahvesine çok benzeyen, aroması daha fazla olan Arap kahvesi içiliyor.

Kasanın yanındaki içecekler çekiyor dikkatimi. Bizde İsrail’e yardım ettiği için protesto edilen, satın alınmayan Coca Cola ve Nestleler sıra sıra dizilmiş. Herkes de alıp içiyor. Ahmad’ın durumla ilgili açıklaması şöyle: Biz doğrudan İsrail ürünlerini kullanmıyoruz sadece, Amerikan ürünlerine kimsenin itirazı yok. Onlar mücadelelerini okuyarak ve düşünce yoluyla sürdürüyorlar, ama paranın döndürdüğü dünyada bu yol ne kadar işe yarıyor bilemiyorum. El Fetih, İslami Cihad ve Hamas gruplarının yoğun şekilde örgütlendiği bir okulda bu durum çok ilginç. Gruplar arasındaki iletişimi soruyorum, hiç çatışma yaşanmıyormuş. Peki ramazanda oruç tutmayanlar var mı? Evet var, kafeterya açık ve isteyen gelip burda yemeğini yiyor ve hiç kimseden sözlü ya da fiziksel bir tepkiyle karşılaşmıyor. Tabii kampüs içinde pek hoş olmaz diyor Ahmad, ben bunu inancıma saygısızlık kabul ederim, onun için onlar da içeride yerler. İnanılmaz bir hoşgörü ortamı var. Kampüsü gezmeye devam ediyoruz. Filistin’de olduğumuza inanmak gerçekten zor, daha çok Bilkent’e benziyor burası, spor salonları ve modern amfileriyle.

PACE bölümüne gidiyoruz, yani Filistin ve Arap çalışmaları. Burada yabancı öğrenciler bir ya da iki dönem gelerek, sosyal bilimler, tarih, siyaset bölümü ve Arapça dersleri alıyorlar. Burada okumak kolay olsa da gelmek yürek istiyor. İsrail’den turist vizesi alarak geliniyor ve buraya geleceklerini söylediklerinde vize başvurusu genelde reddediliyor, 1 ay ve 3 ay gibi aralıklarla Ürdün’e giriş çıkış yapmaları gerekiyor, yine Filistin’e geleceklerini gizleyerek. Kadın Çalışmaları Bölümü’nde tanıştığımız Besne Hanım, özellikle kız öğrencilere çok zorluk çıkarıldığından yakınıyor. 5 km uzaktaki köyde kalan öğrencilerin kampüse geliş yolları zaman zaman İsrailli askerler tarafından kapatılıyor ve okula gelişleri 3 saati bulabiliyor. Buradan Halka İlişkiler bürosuna geçiyoruz ve Brezilyalı Laurie ile tanışıyoruz, 4 aydır burada çalışan Laurie hayatından ve Filistinlilerin misafirperverliğinden çok memnun. Bize öğrencilerin barışla ilgili yaptıkları çalışmalardan ve İsraillilerin engelleme girişimlerinden bahsediyor. Bu arada akşam Ramallah Kültür sarayında 700 kişinin katılacağı, çocukların sergileyeceği bir dans gösterisi olacağını öğreniyor ve hemen biletlerimizi ayırtarak yola çıkıyoruz.

Cemal Reşit Rey konser salonu tadında olan merkeze geldiğimizde yine şaşkınlık içindeyiz. Tüm Filistin elit tabakası burada. Lüks arabalar kapıda park etmiş, hanımların saçları yapılmış, beyler takım elbiseler içinde ve birçok basın mensubu var. Hemen önde yerimizi alıp muhteşem gösteriyi izlemeye başlıyoruz. 15’i kız 15’i erkek 12- 17 yaş arasındaki gençlerden oluşan topluluk, yöresel kıyafetleriyle şarkılar söylüyor, folklor oynuyor dans ediyorlar. Gösterinin sonunda Milli Eğitim bakanı çıkarak bir konuşma yapıyor, eğitimin ve sanatın kültürlerinin devamı için olan öneminden bahsediyor ve gösteriyi Lübnan ve Gazze’de hayatını kaybedenlere ithaf ediyor. Ateşkes çağrısı yapıyor, herkes alkışlıyor ama İsrail aleyhine hiçbir söz edilmiyor, olumsuzu karalamaktan çok olumluyu yüceltme gibi medeni bir yol seçiyorlar.

Üniversite yurduna giriş saati 22.00 olduğu için hemen toparlanıp yola çıkıyoruz, koreograf ve organizatörleri tebrik ettikten sonra. Gösteri bizim ‘Anadolu Ateşi’ne öyle benziyor ki bahsetmeden edemiyoruz ve aldığımız cevap karşısında şaşırıyoruz: ‘Onları davet ettik ama güvenli olmadığı gerekçesiyle gelmediler ve çok da sıcak davranmadılar.’

Yurda giderken dolmuşta Canago adından Japon bir kız oturuyor yanıma. 8 aydır buradaymış, siyaset bilimi ve Arapça üzerine çalışıyor ve tüm zorluklara rağmen burayı çok sevdiğini söylüyor. Ne gibi zorluklar deyince, her 3 ayda bir, bazen her ay Ürdün’e gidip tekrar vize alma çilesini, sınırdaki uzun bekleyişleri, şehirde yürürken birden İsrailli askerlerin gelip havaya ateş açışını anlatıyor. Bir kez de gece 3’te gelip evini aramışlar, ama bir şey yapmadılar diyor soğukkanlılıkla sadece baktılar.

Bu sırada telefonu çalıyor ve gayet akıcı bir şekilde Arapça konuşuyor. Canago’nun azmine, sabrına, gayretine hayran kalıyorum. Yurda varınca görevlilerle biraz sohbet edip yatıyoruz, ertesi gün yaşayacaklarımızın heyecanıyla.

Ertesi gün Cuma, yani tatil. Şehre geldiğimizde ortalık süt liman, saat 1.30 da, Cuma namazından hemen sonra Hamas’ın önderliğinde bir gösteri yapılacağını öğrenince Al Manara meydanına gidip yerimizi alıyoruz. Ellerinde Hamas bayrakları olan 1000 kişiye yakın bir topluluk meydana geliyor ve İsrail aleyhine sloganlar sonrasında tekbirlerle yürüyorlar. Dörtte birini kadınların oluşturduğu grubu uzun uzun izliyorum, birkaç kişiyle konuşuyor ve bol bol resim çekiyorum. Güvenliği Filistinli polisler sağlıyor, Cuma günleri için olağan için bu gösteride hiçbir olumsuz olay yaşanmıyor.

Gösteriden sonra bir mülteci kampı görmek üzere Al Jalazone kampına gidiyoruz. Ramallah’ın çok yakınındaki bu kamp, tipik bir Anadolu köyünü andırıyor. Merkezde bulunan Filistinli Çocuklar Kulübü’ne giderek hem kulübün çalışmalarıyla ilgili hem de kampın genel durumuyla ilgili bilgiler alıyoruz başkan Ayman Ramahi’den. 1957′de kurulan kamp Birleşmiş Milletler’in kontrolünde. Artık yerleşik bir hayat var, insanların çoğu Ramallah’ta iş bulmuş çalışıyor, çocuklar okula gidiyor ama yarın ne olacağı belirsiz. Yaşadıkları kamp kiralanmış bir bölge, her an kovulabilirler. Toprağı ekmeleri yasak. Ortalama haftada 2 defa İsrailli askerler tanklarıyla gelip “güvenliği” sağlıyorlar. Ramahi’ye göre tek yaptıkları halkı korkutmak. Çoğu zaman sebepsiz bir yere birilerini tutuklayıp götürüyorlar. Yetişkinlik sınırı 13 yaş olduğundan, hapishanelerin yüzde 65 i 18 yaş altı çocuklarla dolu. Bu arada kampta 13 bin kişi yaşıyor ve yarısı 18 yaş altı.

Kampta bir yürüyüşe çıkıyoruz, Türkiye’den çocuklar için getirdiğim tokaları yolda gördüğüm çocuklara veriyorum karşılaştıkça, utanarak alıyorlar. onlardan duyanlar hemen gelip bana bakmaya başlıyor, ama hiçbirşey demiyorlar. Çıkarıp gelenlere veriyorum tokaları, bu sırada çocuklar bizimle birlikte geziyor. Belki 15 çocuk var yanımda yürüyen, hiç konuşmuyorlar, ama köylerine bir yabancının gelip onlara ilgi göstermesinden duydukları mutluluk gözlerinden okunuyor. Kampta bir hareketlilik var, berberler dolu, insanlar güzel güzel giyinmişler, sebebini sorduğumda akşam bir düğün olduğu cevabını alıyorum. Heyecanla gidip gidemeyeceğimi soruyorum, memnuniyetle cevabını alınca çok seviniyorum. Bu sırada damat ve akrabaları bir kamyonetin üstünde dans ediyorlar, önlerindeki araç müzik çalıyor ve kameraya çekiyor, bu şekilde tüm kampı turluyorlar, bütün çocuklar ve gençler oynuyor. Düğüne bir saat var ve biz turumuza devam ediyoruz, biraz kampın dışında belki de sadece 300 metre ileride bir İsrail yerleşkesi görüyoruz. Fotoğraf çekmemem ve durup uzun bakmamam konusunda uyarılıyorum. Etrafında geniş duvarlar örülü askerler tarafından 24 saat korunan yerleşke 2 katlı villalarla dolu. İki bölge arasında hiçbir iletişim yok, ne sosyal ne ekonomik. Şaşkınlıkla yürüyerek düğün salonuna varıyoruz. Erkekler ve kadınlar için ayrılmış iki bölüm var, Ramahi’nin kızı Haditha beni bayanlar bölümüne götürüyor. Yaklaşık iki yüz kişi var ileride, hepsi en güzel kıyafetlerini giyip gelmişler. Bu sırada köyde tanıştığım kız çocuklarını görüyorum ve çoğunun verdiğim tokaları taktıklarını görünce çok seviniyorum. Önde yerimi alıyorum ve gelinle damat içeri geliyorlar. Gelin, beyaz bir gelinlik giymiş, bildiğimiz klasik batı düğün marşı çalıyor ama Arapça sözler eşliğinde. Sahneye çıkıp birbirlerine yüzüklerini takıyorlar, tekrar meydana inip ikisi dans ediyor. Herkes alkışlıyor, sonra sahneden çekilip yerlerine oturuyorlar, tüm kadınlar ve çocuklar oynamaya devam ediyor. Müzikler yine bizim müziklerimize çok benziyor. Ben de gelinle damadı tebrik edip mutluluklar diliyorum ve tabii ki para takmayı ihmal etmiyorum. Bu konudaki gelenekleri bizimkilerle neredeyse aynı. Saat ilerlediğinden fazla kalamıyorum ve yurda dönüyorum. Ne olursa olsun insanlar evleniyor, eğleniyor, okula gidiyor, yani yaşıyor. İşte böylece Filistin’in bilmediğim yönlerini tanımaya başlıyorum.