Eriha ve Lut Gölü

Dünyadaki ilk yerleşim yeri, ilk şehir olarak kabul edilen Eriha, İncil’deki ismiyle ‘palmiyelerin şehri’, çarpıcı zıtlıkları içinde barındıran “parfüm”anlamına gelir; çölle çevrelenmiş vahada, harika kokulu çiçekler ile donanmış, yeşil bir bitki örtüsü barındırır. Subtropikal iklimin etkisiyle harikulade bir bahçe, kış için ılık bir mesken, diğer kentlerden gelenler için huzurdur…Ürdün’ün doğusunda bulunan Eriha, Lut Gölü’nün 8 kilometre kadar kuzeyinde kalmaktadır.

Bu vadinin verimli topraklarının ilk ve en meşhur sahibi Kleopatra’dır; eskiden çevresi çiftliklerle çevrilmiş verimli topraklar M.Ö. 35′te Kleopatra’ya Mark Antony tarafından hediye edilmiştir.

1948 e kadar Eriha , büyük ve barış dolu bir şehirken, İsrail’in kuruluş sürecinde Lidd’den, Ramle’den ve Kudüs’ün batısındaki köylerden göçe zorlanan binlerce Filistinli bu şehre sığınmak zorunda kamıştır. Eriha’nın çevresinde Aqbat Jaber (30,000 kişi), Ein es-Sultan (25,000 kişi) ve Nuama (20,000 kişi) olmak üzere üç kamp oluşturulmuş, Eriha köyü, belediye statüsü alarak şehre dönüşmüştür

1952′deki Eriha konferansının ardından, Ürdün Emirliği ve Batı Şeria, Ürdün krallığı olarak tekrar isimlendirildi. Bu arada Filistin Bağımsızlık Hareketleri (El Fetih, Arap Milliyetçilik Hareketi ve Komünist Parti ) İsrail in kamplara müdahale etmesine direniş gösteriyordu.

1967 savaşıyla tekrar yerlerinden edilen Filistinliler bu kez doğuya göç etmeye başlamışlardır. Bu dönemde Nuama kampı tamamen yıkılmış, şehrin tamamına yakını bölgeyi terk etmiştir. 1994′te İkinci Oslo antlaşması imzalandığında, Eriha Gazze Şeridi gibi Batı Şeria’nın ilk özerk Filistin Şehri ve olmuştur. Zaman zaman giriş çıkışlar sınırlansa da, şehir turizm bölgesine dönüştürülmüştür. El Aksa İntifadası sırasında ve sonrasında bölgeye giriş çıkışlar sınırlanmışsa da, şu sıralar şehir yeniden turizm açısından canlanmış durumdadır.

Görülecek Yerler

Zaccheus Sycamore Ağacı

Es-sultan yolunda, Hişam Sarayı Otelinin kuzeyinde bulunan ağaç normal ağaçlar gibi görünse de Hristiyan geleneğinde farklı bir anlam taşır. Zacchaeus, şehri daha iyi görebilmek için arkasında kalabalık bir halkla bu ağaca kadaryürümüştür…(Luka 19:4)

Tel es-Sultan (Eski Eriha)

Şehir merkezinden iki kilometre kuzeyde bulunan bölge her gün 08:00 – 17:00 saatlerinde ziyaret edilebilir. (ücret 12 NIS)

Ein Es-sultan nehriyle serinleyen arazideki ekosistem bölgesi tarihte ilk tarım topluluklarının tarım kültürünü geliştirmeleri için ideal olmuştur. Bölgeye ilk yerleşim M.Ö.onuncu binyılın ikinci yarısında yerleşmiştir.

Hişam Sarayı

M.Ö. 740′ta inşa edilen Hişam Sarayı tarih boyunca avlanma ve tarım merkezi olmuştur. Hişam Sarayı Emevi devrinde ülke yerleşiminin en etkileyici yeri olduğundan arkeologlar buraya “Orta Doğu’nun Versay’ı” adını vermişlerdir. Saray her gün 08:00- 17:00 saatlerinde ziyarete açıktır. (ücret 8 NIS)

Kurantul Manastırı

Hz. İsa’nın 40 gün 40 gece oruç tutarak şeytanla imtihan edildiği ve sonrasında peygamberliğini ilan ettiği manastır bugün Yunan Ortodoks Kilisesi’ne bağlı bir manastırdır. Tel es-sultan’dan 400 metre tırmanarak ya da 1999′da hizmete açılan teleferikle ulaşılabilir. (Hergün 08:00-21:00 arası $ 8.oo ; telefon: +972 02-232-1590, www.jericho-cablecar.com .)

Ayartma Dağı üzerinde olan manastır; Lut Gölü, Ürdün Vadisi, ve Eriha ile harika bir manzara sunar.

Şeker Değirmeni (Tawahin es-Sukkar)

Tel Es Sultanın yakınında; restoranın hemen altında bulunan değirmene giriş ücretsizdir.

Bölgede şeker yapımı Emevi dönemine denk gelse de (M.S. 7-8. yüzyıllat) geçmişi Haçlılar dönemine kadar uzanmaktadır. Bahsi geçen değirmen; Ayartma Dağı’nda, ortaçağa özgü , hidrolik sistemle çalışan bir şeker değirmenidir.

Khirbet Na’ran

449 numaralı yolda, Eriha’ ya 4 kilometre uzakta bulunan alan her gün 08:00- 16:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. (ücret 7/10 NIS)

Ark Es-Sultan Vadisi üzerindeki kemerden suyu alarak Hişam Sarayı’na ulaştırır. Burada bir evin altında Bizans sinagogu kalıntıları bulunmuş ve alan İsrail ordusu tarafından koruma altına alınmıştır. Renkli bir mozaik alanı bulunan bölgedeki süslemelerin benzerleri, bu döneme ait bazi kiliselerde de bulummuştur.


Ein es-Sultan Mülteci Kampı

Kamp 1948′de Ayartma Dağı arazisi üzerinde kurulmuştur.1967 savaşı öncesinde 25000 mülteci burada yaşarken şimdilerde bu sayı son sürgünde mültecilerin Ürdün’e gitmeye zorlanmasıyla 2000′lere düşmüştür.

Eriha Civarı ve Lut Gölü

Dier Hijla (Aziz Gerasimus Manastırı)

Hz. İsa’nın vaftiz edildiği sit alanı içinde bulunan manastır, Aziz Gerasimus tarafından M.S. 455′te yapılmıştır.Burada hala eski Yunan Ortodoks cemaatinin bir bölümü yaşamaktadır.

Eriha’nın doğusunda, Ebu-Bekir yolunda ya da 90. numaralı yolu geçerek ulaşılan manastırın misafirhanesi vardır. Gecelik ücret 50 NIS’tir. (tel 02-994 3038) Önceden rezervasyon yapılması tavsiye edilir.

Khirbet Kumran

Bu mevki ününü çevresindeki uçurumlardaki mağaralarda bulunan Lut GölüYazıtları’ndan alır. 1947de genç bir Bedevi’nin kazara toprak kaplara el yazması bakır yazıtlara rastlaması ile bulunmuştur.

Eriha’nın 20 km güneyinde yer alan bölge her gün 08:00 -16:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. (ücret 16 NIS)

*Mayıs 2007 itibariyle 3 NIS= 1 YTL

Lut Gölü (Ölü Deniz)

Bazı nadir mikroorganizmalar hariç; ne flora ne de faunanın bu denizde yaşayamaması gölün adının Ölü Deniz olmasını açıklar. Bazı nehirlerce taşınan balıklarda da gölün tuz oranının yüksek olmasından dolayı hemen ölmektedirler. Balıklar tuza bulanmış bir biçimde sahilde görülür.

Lut Gölü, Afrika- Suriye ayrımındaki en aşağı noktada , deniz seviyesinden 400 metre aşağıda bulunur. Gölün yüzeyi dünyanın en alçak noktasıdır ki; deniz seviyesinden 800 metre aşağıdadır. Bu büyük tuzlu göl, karşılıklı uzak noktalarından 80 km /18 km genişliktedir. Aslinda Göl eski Lisan Denizi’nin bir parçasıdır. Su seviyesi eski zamanlardan beri her yıl 18santimetre kadar çekilmektedir.

Yine de bazı dengesizliklerin işaretleri görülmektedir: bazı deniz altındaki parçalar su yüzeyine çıkmaktadır. Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kulanılırdı. Diğer bir dengesizlik ise; gölün Dogu Şeria’da sıcak sülfür kışlarına neden olan tabakalardır. Çevreciler, Lut Gölü’nün yok olmaya başladığı yönünde uyarılar vermektedirler. Gölün iki yakasındaki Ürdün ve İsrail’in bromür endüstrisinin buna neden olduğunu belirtirler. Ancak daha çok İsrail fabrikaları yüzünden temiz su sıkıntsı çekilmektedir. Oluklar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Eğer tehlike değilse, bu fabrikaların kirli atık boşaltımı ayrıca zarar veren faktörlerin başında yer alır.

Lut Gölü’nde Yüzmek

Feslika

Kumran’nın 3 kilometre güneyinde bulunur. Her gün (nisan-ekim 8-17:oo) (kasım-mart 8-16:oo)

Ein Gedi

Eriha’dan 50 km Bir Es- Saba’ da 8o km.

Egged – Kudus (günde 1,5 saatte bir adet toplam 10 otobus seferi var)

Egged-Massada (günde 3 otobüs , seyahat 30dk)

Egged-Arad ve Bir es-Saba (günde 5 otobüs 1 yada 2 saatte bir )

Doğal koruma alanı : (Cmt- Perşembe sabah erken saatlerden yazın 17:oo ve kışın 16:oo’ya kadar)


Sodom Dağı

Ein Gedi’nin 50 km güneyinde, 90. yol üzerinde yer alır.



Kaynak: Alternative Tourism Group

Çeviren: Şeyma Şengil, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

Fotoğraflar: Selma Şevkli

Hayalet Şehir: El Halil

182b-hebron.jpg

Arapça’da al-Khalil, İngilizce’de Hebron olarak anılan El Halil Tunç Çağı’nda Filistin’de kurulmuş ilk şehirlerden biridir. İslam geleneğine gore burası Adem ve Havva’nın Cennet Bahçesi’nden kovulduktan sonra yaşadıkları ilk insan yerleşimidir. El Halil, İncil’de Kiryat Arba, ya da cennetten düşen dört deve gönderme yaparak ‘Dörtlerin Köyü’ (the Village of the Four) olarak geçer. Başka bir açıklama da İncil’de adları geçen ve burada gömülü oldukları söylenen 4 çifte atıfta bulunur: Adem ve Havva, İbrahim ve Sara, İshak ve Rabia, Yakup ve Leah. ‘Dört’ aynı zamanda, dört Canaanite kabilesinin bir konfederasyon halinde birleşerek ilk site-devleti kurdukları ve üzerinde yerleştikleri El Halil’in dört tepesine gönderme olarak da yorumlanabilir. Şehrin kuruluşu Eski Ahit’te de tam olarak tarihlendirilmiştir: Mısır’da Tanis’in kurulmasından 7 yıl önce, yani İ.Ö. 1730 yılları (Numara 13:22). Gerçekte bu tarih, Mısır başkenti Tanis’ten daha eski olan Davut’un ilk başkenti El Halil’i yücelten geç Yahudi geleneklerine (Yahudilerin Babil’e sürülmesinden sonra) atfedilmektedir.

Tel er-Rumeida’da (kısmen mezarlıklarla örtülü olan, Shuhadeh Sokağı’nın güneyi – Şehitler Sokağı) yapılan kazılar, İncil’e ilişkin tanımlamaların doğru olmadığını gösterdi ve El Halil’in kuruluşunu daha öncelere, Filistin’de şehirleşmenin arttığı yaklaşık İ.Ö. 2000 yıllarına tarihlendirdi. İncil’e göre, Hz. Davut İ.Ö. 1000 yılına doğru El Halil’de kral ilan edilmişti (II Samuel 5:3), fakat bölge daha sonra Hz. Davut’un krallığından ve merkezini El Halil’de kurmuş olan krallık varisi Absalom’dan ayrıldı (II Samuel 15:10).

Pers İmparatorluğu döneminde, El Halil Edomite eyaletinin (Kuzey Negev) en önemli şehirlerinden biri oldu. John Hyrcanus İ.Ö. 134 yılında eyaleti fethederek, bölge refahının en önemli kaynağı olan Arabistan ve Akdeniz arasındaki ticaret yollarının tam kontrolünü ele geçirdi. Saygın Haram El-İbrahimi anıtı Roma zamanından kalma bir mirastır. Bu anıt, Edomite’li bir babanın ve bir Arap prensesinin (Transjordan) çocukları olan Herod tarafından inşa edilmiştir. Bu evlilik El Halil ve Arabistan arasındaki ticaret bağlarının ne kadar güçlü olduğunun mükemmel bir yansımasıdır. 7. yüzyılda şehir Müslüman hacıların önemli bir merkezi haline geldi ve Arapça ismiyle El Halil er-Rahman ya da ‘Bağışlayıcı olanın cananı’ olarak anılmaya başlandı. Kuran-ı Kerim’eaki bir sure Hz. İbrahim’in önemini vurgulamaktadır: ‘Sana insanlığın takip etmesi için bir ders vereceğim’ (Bakara Suresi 124. Ayet). El Halil daha sonra şehri Castellum olarak adlandıracak olan Haçlılar tarafından zaptedildi. Haçlılar, şehrin pek çok vatandaşının mavi gözlerinden başka şehrin manzarasında pek az kalıcı iz bıraktılar.

18. yüzyılın sonlarına doğru El Halil, Filistin’in en önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Kervanları sahil yolu yerine Sinai ve Bir es-Saba (Beersheba) üzerinden, iç bölgeden geçen yolu tercih eden Mısır’la yaptıkları ticaret şehre oldukça kazanç sağlıyordu.

İngiliz mandası altındayken, El Halil’in nüfusu 10.000 – 16.000 kişiye yükseldi. Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı hedefleyen siyonist hareketler El Halil’de çeşitli tepkilere ve ayaklanmalara sebep oldu. 1929’daki milli ayaklanma zamanındaki tepkilerin nedenleri birden fazlaydı; en belirgin neden, siyonistlerin el Burak Duvarı’na (Ağlama Duvarı) geçit hakkı konusundaki Status Que anlaşmasının yok sayılmasına ilişkin girişimleriydi. Müslümanlar tarafından olduğu kadar Yaudiler tarafından da kutsal sayılan 3 peygamberin (Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup) türbelerinin de bulunduğu ve özellikle El Halil’de duyguları ayaklandıran bu duvar Müslümanların mülkiyetindeydi. Üstelik, Yahudi göçü asimile olma eğiliminde olmayan yeni vatandaşlar getirmişti ve bu durum da El Halil’de yaşayan iki halk arasındaki dengeyi bozmaktaydı. Gittikçe artan kin ve düşmanlık, Yahudi halkından 67 kişinin ölümüyle sonuçlanan şiddetli çatışmalara sebep oldu ve İngilizler Yahudi halkını şehirden tahliye ettiler. 1948 savaşından sonra Filistin’in güney bölgelerinden (Beersheba ve Majdal’ın doğusundaki düzlükler) mülteciler akın akın geldiler ve başlıca iki kampa yerleştiler, El-Arroub ve El-Fawwar. (UNRWA temsilcisi, Yussef al-Haljawi, 02-228 2663).

1967 savaşı siyonistlerin büyük İsrail’i (İbranice’de Eretz Israel) kurma hayallerini somutlaştırdı. Rabbi Moshe Levinger, Ulusal Dini Parti’nin lideri, şehirde sömürgeleştirmeye öncülük etti; o ve diğerleri Park Otel’i kiraladılar ve şehir merkezinde ordu tarafından koruma altına alındılar. Levinger bunu, ayaklanma çıkmasından korktuğu için El Halil’in şehir merkezinde bir yerleşime izin vermeye isteksiz olan hükümete karşı protesto olarak yaptı. Buna rağmen 1970’lerde, İsrail hükümeti kuşkularını bir kenara bıraktı ve El Halil’in dış mahallelerinde ilk yerleşimin kurulmasına onay verdi ve bölgeye şehrin İncil’de geçen eski ismini verdi, Kiryat Arba. 1979 Mart’ında, kadın ve çocuklardan oluşan biri gruba liderlik eden olan Miriam Levigner, şehir merkezinde terkedilmiş bir hastaneyi işgal etti. (Al-Dabawiya, yeni adıyla Beit Hadassah). Bu defa, sürekli bir yerleşim için gerekli izni elde ettiler.

1980’lerde, Filistin direniş grupları artan sömürgeciliğe tepki olarak, İsrailli göçmenlere karşı bir çok saldırıda bulundular. İsrail otoriteleri bu saldırılara daha çok baskı ve El Halil’in belediye başkanını, kadısını ve hatta komşu şehir olan Halhoul’un belediye başkanını sınırdışı etme gibi yöntemlerle cevap verdi. 1983’te otoriteler şehrin yeni belediye başkanını değiştirerek Mustafa Natsheh’in yerine, İsrailli bir askeri göreve getirdiler. Ne var ki Mustafa Natsheh bu göreve Filistin otoriteleri tarafından yeniden getirildi.

İlk İntifada sırasında El Halil halkı devamlı olarak taciz edildi ve yerleşimciler ve İsrailli askerler tarafından yapılan kötü muameleye, bunun yanısıra sonu gelmeyen sokağa çıkma yasaklarına maruz kaldılar. Durumu değiştirmekten uzak olmakla birlikte, ‘barış süreci’ resmi olarak başladı, ve bundan sadece 6 ay sonra, yeni bir katliamla birlikte Oslo Anlaşması imzalandı.

150.000 sakiniyle El Halil Belediyesi, istila altındaki Doğu Kudüs’ten sonra Batı Şeria’nın en büyük şehridir. El Halil bölgesi 400.000’in üzerinde nüfusuyla en kentleşmiş bölgedir: Nüfusun %67’sini şehirde yaşayan sakinler, %30’unu kırsal bölgede yaşayan köylüler ya da Bedeviler ve %3’ünü de al-Arroub ve al-Fawwar mülteci kampında yaşayan mülteciler oluşturmaktadır. Merkezindeki göçmenlere rağmen El Halil, taşocakçılığını da içeren çeşitli üretim alanları ile oldukça hareketli bir ekonomi ve endüsrti merkezidir. Şehrin sakinleri, müteşebbisler tarafından da doğrulanan cömertlik ve misafirperverlikleri ile ünlüdür.

El Halil, 15 Ocak 1997’de İsrail ordusunun geri çekilmesinin ardından yapılan bir anlaşma ile 2 bölgeye ayrılmıştır. H1 bölümü – El Halil Belediyesi’nin %80’i- Filistin özerkliğindedir; H2 bölgesi – %20- ise İsrail kontrolündedir. Azizlerin mezarlarının / El-Ibrahim Cami’nin bulunduğu Eski Şehir’in bir bölümünü de kapsayan H2 bölgesinde 40.000 Filistinli ve çoğu Amerika’dan ve bir kısmı da Fransa’dan gelmiş olan 500 kadar Yahudi göçmen yaşamaktadır. Göçmenlerin ve burada onları korumak için bulunan 4000 askerin varlığı, şehrirdeki gerginliği açıklamaktadır. Vandalizmin bir göstergesi olarak Filistinli halk ve hatta gazeteciler sıklıkla taciz edilmektedirler ve bezdirilmeye çalışılmaktadırlar. El Halil’de 1996’dan beri bulunan uluslararası gözlemciler, ordunun ve göçmenlerin -sadece Filistin halkına yönelik değil kendilerine yönelik saldırıları da iceren- bezdirici davranışlarını kayıt etmektedirler. Bazı yerlerde, sınırlar duvarlarla hatta bazen elekrtikli tellerle belirgin bir şekilde ayrılmıştır, ya da daha sıkça görülen sokakların kapatılmasıdır (göçmenler üst katları işgal ederler ve bu alanlara çeşitli çöpler ve molozlar atarlar).

Durumun gerginliğine rağmen, yabancı turistler tıpkı diğer Filistin şehirlerinde olduğu gibi burda da sıcak ve içtenlikle karşılanırlar, ve şehir etrafında yapılacak bir tur mutlaka hem çok eğitici hem de şaşırtıcı olacaktır. Alternatif Bilgi Merkezi’nin (The Alternative Information Centre) 2004 raporundan alıntıyla: El Halil’deki işgal, ‘İsrail’in güçlü Arap-karşıtı ideolojileri olan radikal Yahudi köktendincilerin, bir Filistin şehrinin orta yerindeki varlıklarını destekleyen yerleşme politikası, El Hail’deki yüksek düzeyde şiddetin en yakın sebebidir…’

Görülecek Yerler

El Haram el İbrahim ya da Haram el Halil (Peygamberlerin Mezarları)

Dua zamanları dışında Pazar-Perşembe 8:00-16:00 arası açık, giriş ücretsizdir; bazı kontrol noktalarında pasaport gerekebilir. Yahudi göçmenler 1967’den beri camide ibadet ediyorlardı; fakat Haram’ın -bir bölümü Yahudiler, diğer bölümü Müslümanlar için olmak üzere- iki ayrı bölüme ayrılmasından sonra 1994’te Baruch Goldtein isimli Yahudi tarafından toplu katliam gerçekleşti.

Vakıf ofisi; 02–222 8213/51

Eski Şehir

Çarşı

El Halil Müzesi

Eski şehirde; Cuma günleri dışında her gün 9:00-16:00 arası açık. Tel: 02-222 3495. Sıklıkla düzenlenen sergiler ve müzenin mimari tarzı görülmeye değerdir.

Ed-Dari Hammam

Mezarlığın karşı tarafında, şehitler sokağında (Shuhadeh Sokağı)

Rus-Ortodoks Kilisesi [The Russian Orthodox Church (al-Moskobiya)]

Giriş El Moskobiya Sokağı ya da küçük manastırın batısından. Her gün 8:00-16:00 arası açık.

Bağlantılar

Şiddet-karşıtlığı ve Barış için Gezici Kütüphane Birliği [Mobile Library Association for Non-violence and Peace]

Eski Şehir, Kantarat esh-Shallodi; 02-583 5146.

El Halil Üniversitesi Mezunlar Deneği [Hebron University Alumni Association (UGU)]

Ein Sarah Sokağı, Taher Amro, 059-205109. El Halil Üniversitesi’ni ziyaret etmek ve şehri gezmek için.

El Halil’deki Geçici Uluslararası Oluşum [Temporary International Presence in Hebron (TIPH)]

Ras al-Jorah, al-Zaghal Binası. 02-222 4445, Fax:02-222 4333, www.tiph.org; Gözlemciler bileklikleri sayesinde kolayca tanınabilirler, şehirde her zaman bulunan gözlemciler ziyaretçilerlerle konuşmkatan ve onlara bilgi vermekten mutluluk duyarlar.

Hristiyan Barış Ekibi [Christian Peacemaker Team (CPT)]

Eski Şehir’de, tavuk pazarının yanında ve de H1’de, 02-222 8485.

El Halil Rehabilitasyon Heyeti [Committee for the Rehabilitation of Hebron]

Eski Şehir’de; 02-222 6993/4. Şehirdeki yapıların ve anıtların kayıtlarının tutulduğu yer; rehberli turlar (bahşiş istenir).

Kaynak: Alternative Tourism
Çeviren: Sinem Beykurt, İstanbul Üniversitesi Deneysel Psikoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi